İnciler kumsalda bulunmaz…

İnciler kumsalda bulunmaz…

 

 

İnciler kumsalda bulunmazlar, eğer bir tane istiyorsan onun için dalmalısın. Çin Atasözü…

 

 

inci

Beni oldukça  etkileyen sözlerdendir nedense…Vardır muhakkak birkaç nedeni?…

Uzun zamandır görmediğim dostum, zamanın dostlukları ayıramadığı, her buluştuğumuzda sanki dün vedalaşmışçasına olduğum can  dostum…Önce heyecanla sarıldık. Çok özlemiştik birbirimizi, anlatacaklar birikmişti. Sohbetlerimiz, yaşamlarımızı besler, bizi alır başka diyarlara götürür. Çok kıymetlidir bu saatler benim için… Sohbet ilerlediğinde gözlerinin yere baktığını, sanki bir şeyleri gizlediğini aldı yüreğim. Bu gizlemek farklı bir haldi. İçinde “utanma”  duygusunun olduğu, bunun, bana karşı değil de, kendisiyle ilgili olduğunu bildiğim bir duyguyla karışmıştı bu dakikalar. Dedim ya yılların dostluğu olduğunda, birbirimiz karşısında aslında çırılçıplaktık. Onda olan bu duygunun bir karşılığı, muhakkak bende de vardı ki birbirlerini tanıdılar.

“Olmadı, dedi. Olamadı yapamadım. Çok istemiştim, fakat her şey sanki aleyhime çalıştı. İstediğim bir işti, çok uğraşmıştım. Her şey mi ters gider, belki de ben beceriksizdim, bu kadarmış…” Gözlerindeki minik yaşlar,  pırıl pırıl parlıyordu lambanın ışıltısından. Titriyorlardı,  gözünün sınırında kalmak uğruna, karar veremiyorlardı, içeri mi aksalar, yoksa yanaklardan mı boşalsalar… Sadece gözlerinin tam içine baktım, yumuşacık. Bilemezdim yaşadıklarını o yüzden “biliyorum” demedim, tam olarak anlayamazdım o yüzden “anlıyorum” demedim, sadece ellerini aldım avuçlarıma, sıcaklığımı verdim onun avuçlarına, gözlerimiz konuştu o birkaç dakika… Ve rahatlayan gözyaşları,  yanaklarında yol buldu kendilerine, derin bir nefes takip etti onları.

Ne kadar istedin? dedim sadece… Ne kadar istedin?

  • Çok istedim… dedi.
  • Nedir? senin “Çok’un”, nereye kadardır?

Ona sordum,

  • Sen bu isteğin her neyse onunla mı yatıp kalktın, her kaldırım taşında onu mu gördün, aldığın her nefeste içine çektin mi onu? Güzel, çirkin demeden her durumunda kabul ettin mi? Göğüsleyebileceğine inandın mı her durumda? Herkes karşında dursa da inandın mı kendine?

 

  • Çok mu kitabi geldi? diye sordum, bunların hep kitaplarda anlatıldığını zannediyorsan bak bakalım etrafına, yok mu böyle insanlar? Onları diğerlerinden ayıran özelliklerin başında, büyük bir inanç var içlerinde taa en derinlerde hissettikleri. Tutkuları var, ısrarcılar, talepkarlar. Onlar için HAYIR yanıtı YOK aynı EVRENDE HAYIR SÖZCÜĞÜNÜN OLMADIĞI GİBİ. Tek gördükleri hayal kendi idealleri, istediklerini olmuşçasına ellerinde tutuyorlar. Her detayını görüyorlar, onu yaşıyorlar. Biliyorlar ki, bir gün -ki o gün çok uzak da olmayacak- isteklerini ellerine alacaklar, en güzel enerjisi ile…

Karşımdaki nadide yürek,  sadece bunları hatırlamaya ihtiyacı olan cesur bir yürekti.

Kim bilir ne büyük katkılar sunacak HAYATA,  ne mutlu kendine her durumda inanan ve yürüyen, KENDİLERİNİN LİDERİ  olan liderlere.

Çok mu istiyorsun? o zaman dal derinlere, neyle karşılaşacağını bilmeden, karşılaşacağın her şeyin gücüne güç katacağına inanarak.

Yolun açık olsun CAN…

Mari Camgöz Pektezol

Gelişim Koçu & Enerjist

Comments are closed.
© 2019 | Copyright MarininEvi. All Rights Reserved.