Sadece Annem Ol…

Sadece Annem Ol…

Ergen annesiyim bu aralar. Ne yeni ne de çok eski 1-2 yıl önce hafif etkilerdi şimdi biraz daha  belirginleşmeye başlıyor. Dönüşüm Ustası da olsanız Ustalığı yaşamak da yaşatmak da hayatın içinde ayrı ayrı deneyimlerdir.

Bu yazıyı size hem anne, hem Dönüşüm Ustası olarak yazmaya başlayayım istedim. Bakalım yolculuk bizi nerelerde buluşturur görelim.

Evet, ergen annesi olmak henüz yeni yaşadığım bir süreç, aranızda bunu henüz yaşamayan, yaşayıp da üzerinden uzun süre geçen ve bu satırlarla yüzünde bir gülümsemeyle hatırlayanlarınız vardır. Veya “ah sormayın biz de yeni yeni atlattık diyelim” diyenler de vardır ne dersiniz? Hayatın içinde hepimiz bir yerlerde zaman zaman illa ki durur, yaşadığımız duruma daha detaylı bakarız. Bu arada yaşı büyük ruhu hala ergen olanlar için değil bu yazım, yaşam dönemi içindeki 12 -20 yaş arasını konu alalım istedim. 🙂

Bu dönem kızlarda ve erkeklerde farklılıklar gösterse de ortak belirtiler, yaşanan sıkıntıların ortak kümesi  “Fırtınalı ve gerginlik” dönemi olarak da açıklanabilir. Her toplumda, her bireyin yaşadığı bir evredir. İşin biyolojisinden daha çok psikolojik tarafı sanırım daha odağımda.

Hatırlarsak hepimiz bu dönemimizde illa ki zorlandık. Bedensel değişimler, hormonal değişimler mutlaka psikolojimizi de etkiledi, bir de toplum da buna katılınca oldu mu bir kaos. Hem içerde bir kaos hem dışarda bir kaos. Kolay değil tabii ki. Hayata adaptasyon dönemlerinin en önemlisi gibi geliyor bana yani uyum sürecinin bir parçası olabilme çabası. Çocuklarımızın bu dönem belki de en zorlandıkları etraflarında olup biten tüm değişkenlere uyum sağlama çabası içindeyken, eş zamanlı olarak yaşadıkları kimlik karmaşası. Öyle önemli bir dönemeçtir ki bu yaşamımızda kimimiz bu dönemeci belki de hiç dönemeyebilir ve bir ömür ergen kalabilir – kendisini yetişkin zannederken-. Kimlik karmaşası diye söylemeye başladığımızda,  aynı anda birden fazla kimliklerimizin oluştuğunu anlarız. Sağlıklı bireyler olma yolundaki pırlanta adımlardan biridir bu kimlikleri sağlam sağlam oluşturabilmek.

Anne kimliğimde bu yazıya başlıyorum dedim ve biraz daha bu kimliğimle devam edeyim diyorum.  Ergen bir oğlum var, canımdan öte sevdiğim… Hayata hazırlanıyor, özgüvenini oluşturuyor, kendine bir alan yaratıyor, duygularını kontrol etmeye çalışıyor, yaşamına eklenenler var, yaşamından eksilenler var. Hepsi de arka arkaya oluyor bazen soluk bile aldırmıyor. Anne olduğunuzda bazen sizi de bir panik sarıyor bu zamanlar. Bakıyorsunuz ki hiçbir şey kitaplardan okunduğu gibi değil, yaşanmışlıklar arıyorsunuz. Ben hep yaşamın içinde öğrenmeyi seçenlerden oldum, izliyorum, soruyorum, takip ediyorum. Yardım etmek istiyorum izin verilmiyor, doğru olanı önüne uzatıyorum o görmüyor, görmemiş gibi yapıyor çünkü kendi bunu bulmak istiyor ve anne kimliğime bir telaş basıyor.

İşte dönüşüm viraşına geldim. Ya virajın sağındaki uçuruma bakıp korkumu daha da büyüteceğim ya da yola odaklanıp sadece ilerleyeceğim. Bunu yapabilmem için kimliğimi değiştirmem gerektiyor, Dönüşüm Ustası’na soruyorum, “ee ne yapacağız şimdi? “Ve bir rahatlama bedenimde, zihnimde. Hemen değişiyor her şey çünkü artık ben iki kişiyim. Koçluk yanımla anne yanımı konuşturuyorum. Kimlik/roller değiştiği an siz değişirsiniz, sorular değişir, soru değişirse cevaplar farklılaşır hepsi ard arda akar.

Kısa bir diyalog ;

Koçluk kimliğim soruyor Anne olana ;

– Burada ne oluyor?

Anne cevaplıyor;

-Korkuyorum, ya başına kötü birşey gelirse, ya yanında olamaz ve ona yardım edemez isem,

Ve devam ediyor konuşma aralarında;

 

-Sen zaten onun hep yanında olamazsın bunu biliyorsun,

-EVet ama…

-Ama ile başladığın her cümle önündeki kelimeleri çöpe atar değil mi?

-Haklısın, evet…Daha sakin düşünmem gerekiyor.

-Aynen…

-Peki bana biraz hatırlatır mısın?

-Tabii… Önce bir derin nefes al, acelemiz yok. Mesele ne ona bir bakalım gerçekten,

-Aslında çok da büyük birşey yok. Oturup bir düşününce insan biraz sakinliyor.

-Ne oldu da bu duruma geliyorsun? Bu çok sık mı oluyor?

-Yok yok haksızlık etmeyeyim ara sıra oluyor, o da aslında belki de ben biraz büyütüyorum.    Çocuk (bak hala çocuk işte o benim için) kendini ifade etmeye çalışıyor. Bunu da öyle edebi ve adabıyla da yapıyor ki.

-Peki böyle olmana sebep ne dersin ??

-Ben belki de biraz alışkanlıklarım gereği otomatik tepkiler mi veriyorum? Veya ona yetemediğimi mi düşünüyorum, veya ona daha iyi bir model olma kaygısı içinde miyim?

-Diyelim ki her sorunun yanıtı evet olsa, ne olur?

-Aslında çok da birşey olmaz… Gayet iyi yettiğimi biliyorum, elimden geldiğini yapıyorum. Zaten hayatı ona tek öğretecek ben değilim ki olamam da. Uzun yıllar tek tek ektim tohumlarımı hala da devam ediyorum. Üstelik tek başıma da değilim, harika bir eşim, annem, çok yeni kaybettiğimiz babam oğlumun hayatını öyle güzel doldurdular ve dolduruyorlar ki. Hepsinin katkıları farklı farklı ve anlamlı.

-Yani, herşey sadece senin sorumluluğun da değil diye anlıyorum

-Evet haklısın, düşüncede kendimi bir dağın altında gibi görüyorken aslında bunun böyle olmadığını daha iyi görüyorum.

-Peki sence oğlunun şu an ençok neye ihtiyacı olabilir?

-Bence sadece bir anneye, onu sıcacık saracak bir kucağa, sadece yanında her zaman yanında olduğunu bileceği bir anneye.

-O zaman ben şimdilik gidiyorum. Sevgiyle kal ve ne zaman istersen burada olduğumu bil.

Böyle bitiyor diyaloğumuz.  Artık bir anne olarak daha huzurluyum, farkındayım.

Oğlumun ve tüm çocuklarımızın diğer kimliklerimize (mesela yönetici,öğretmen, arkadaş, koç ,yazar, psikolog gibi gibi..) aslında hiç ihtiyaçları yok. Olabildiğince bunları evimizin dışında, olmaları gereken yerlerinde tutabilmeyi becerebilmemiz öyle önemli ki. Çocuklarımızın sadece bir anneye ihtiyacları olduğunu bilerek onlara dolu dolu anne olalım diyorum. Kimlikleri/rolleri  ayrı ayrı muhafaza etmek böyle birşey diyebilirim. Bazen kendi hayatımdan bazen dostlarım, arkadaşlarım komşum, hepimizin hayatından görüyor, duyuyorum bu geçişlerin çok da iyi yapılamadığını.

Kimimiz durumun farkında kimimiz değil,. Farkında olamayan neden bu sorunları yaşıyorum diye çıkamıyor işin içinden. Oysa sadece biraz durup bakmak diyorum, durup bakmak gerekiyor. Burada ne oluyor?

Siz kocaman bir sizsiniz. Bir sürü hem de. Yani siz bir kadınsınız, annesiniz, çocuksunuz, öğretmen, öğrenci, yönetici, arkadaş, sporcu, sanatçı, erkek, baba, eş, dede, büyükannesiniz, siz bir sürü kimliklerin kocaman bir bütünüsünüz. Önce hepimizin tüm kimliklerimizi iyi tanıması gerekiyor, sonrasında ise birbiriyle çatışan değil destekleyen kimlikleri güçlendirmek bizi bütünlüyor, dengeliyor.

Bir çocuğun sadece anneye ihtiyacı olduğunu, onu saran, hep yanında olduğunu hissetiren, güven veren, huzurlu, mutlu bir annenin eşsiz bir hazine olduğunu bilmek yetiyor.

Kendinizi zenginleştirin, donatın, becerilerinizi, bilginizi arttırın, yeteneklerinizi geliştirin, hedefleriniz olsun, içinizi doldurun, hayatın içinde dönüşüme istekli olun. Ne olursa olsun özünde ise nerede neye ihtiyaç var ise sadece ve sadece o olun. Ve hakkıyla olun, içine ruhunuzu üfleyerek, yüreğinizi katarak, sevginizi kararak, yürekten kucaklayan olun.

Anneler gününüz kutlu olsun, mutlu anneler mutlu çocuklar, mutlu bizler, mutlu yarınlar demektir. 14.05.2017

Sevgide, iyide kalın.

Mari C. Pektezol

Dönüşüm Ustası, Eğitmen, Enerjist

@maricamgoz@3ddonusum

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 | Copyright MarininEvi. All Rights Reserved.